Sylvia o sabah erkenden kalktı, camdan sarkıp bir sigara yaktı annesine yakalanmaktan korkan bir çocuk gibi ara ara gözleriyle kapıyı kontrol edip, dumanı bir çekip bir üfledi. Sigaranın dumanını tıpkı yaralarına üfler gibi üflüyordu. Sigarası bittiğinde izmariti saksının dibine sakladı, parmağıyla kumun dibine dibine bastırarak suç aletini yok etti, geriye bir tek koku kalmıştı ama neyse ki Ted ağır bir grip geçiriyordu.
Doğruca mutfağa gitti, sabah uyanır uyanmaz dolaptan çıkardığı yumurtalar sonunda oda sıcaklığına erişmişti tarifte özellikle belirttiklerine göre önemli bir husus olmalıydı. Bir şeyler yazmayalı ne kadar uzun zaman olmuştu neyse ki şiir gibi pastalar yapıyordu, her biri bir öykü anlatan kurabiyeler; peki, hayatımın romanı diyebileceği Shepherds Pie’a ne demeli?
Yazmak ve yemek yapmak arasında fazla da bir fark yok diye geçirdi içinden netice de her ikisinin de iyi ve kötü olanları vardı. Masaya konulmadan çöpe atılan bir pastanın buruşturulup fırlatılmış bir kâğıttan pek de bir farkı yoktu üstelik yazı da yemek de hazımsızlık yapabiliyordu.
Ted hala uyanmamıştı parmaklarının ucunda neredeyse nefes bile almadan çalışma odasına gitti Ted bir süredir çalışma odasında uyuyordu, kanepenin önünde diz çöktü ve uykusunda izlemeye başladı Ted’i, uyurken yaptığı mimiklerden rüyasında kimle, nerede, ne yapıyor diye düşündü ama bir yere varamadı belki de sadece uyuyordu. Sol elinin parmak uçlarını ağzına götürüp öptükten sonra yavaş ama çok yavaşça Ted’in yüzüne bıraktı. Odayı, geldiği sessizlikte terk etti.
Oda sıcaklığına gelen yumurtalara bir süre baktıktan sonra tekrar dolaba yerleştirdi, hayır, yemek ya da pasta ya da herhangi bir şey pişirmeyecekti.
Saate baktı 07:45 kırmızı hırkasını çıkarıp öylece kanepenin üstüne fırlattı, gidip uyuyacaktı, elbet ki kendi yatak odasında, çalışma odasının hemen karşısında, Ted’in nefes alışverişlerini dinleyerek uykunun gelip kendisini bulmasını bekleyecekti.
Sylvia Plath’ın hırkası gelişigüzel fırlatılmaktan rahatsız sert bir cisme çarptı, Ted’in okuma gözlüğü altından sertçe batıyordu ama çok da mesele etmedi nasılsa Sylvia’yı yine uyku tutmayacaktı ve biraz önce fırlattığı hırkayı aynı hızla çekip alacaktı.
Belki, diye düşündü hırka, “kuşağımı Ted’in okuma gözlüğüne dolarsam ve Sylvia beni kendine çektiğinde de bırakırsam”… Ted buna çok kızacaktı ama Sylvia o sabah uyanmadı.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder