Aşağıda okuyacağınız yazı otuzunu devirmiş olduğu halde hala büyümeyi bekleyen bir çocuk-kadının hezeyanlarıdır fazla da ciddiye alınmamalıdır..
Kırık bir kalple mi yaşamak daha zor yoksa kırıkları yapıştırmaya çalışıp aynı yola devam etmeye çalışmak mı?
Gerekli gereksiz her şeyi icat eden 21. yy’dan tek beklentim ertesi gün hapını icat etmesidir, hayır hayır kaza sekslerinde kullanılandan bahsetmiyorum, unutma hapı! Çakıyorsun bir avuç, yeni bir yola çıkıyorsun, bu kadar basit bir şey işte 21. yy’dan beklentim…
Çılgınca yaşama tutunma isteğimiz nereden geliyor, hangi damar besliyor bu güdüyü? Onca acıya, haksızlığa, kedere rağmen, gözü açık giden insanlar var; dünya denen resme bakmaya doyamadan giden insanlar, iliklerime kadar hissediyorum ki şimdi atmaktan vazgeçse kalbim bir gözüm açık gidecek yalnızca, zira diğeri görmesi gerekenden fazlasını gördü!
Kimin yaktığını bilmediğim bir ateşi söndürmeye çalışmakla geçiyor gün ve gecelerim ama artık çok yoruldum ve tuhaftır direnç bahislerinde her zaman kazanan biri yazıyor bu satırları, kim yazdırıyor bu satırları o da meçhul ya…
Hepatit b’nin bir tek karaciğere yerleştiğini biliyor muydunuz?
Belki de hayatım boyunca kimseyi anlamadığım kadar onu anlıyorum; hepatit b’yi! Onun, organlar içinde bir tek karaciğere duyduğu saplantılı aşkı, beyne prim vermemesini, kalbe tav olmamasını..
Aşısı var diyorlar ama akacak kana engel olmak niye?
O barda niye öldüğümü biliyorum artık çanak tuttuğum için akacak kana…
Kendi yaralarıma bakmaktan hiç korkmadım ben, kendi yarana üfleye üfleye alışıyorsun da zamanla, ancak bir başkasının yarasına hala bakamam, başkasının kanı beni tutar!
Biliyor musun, hepatit b’nin karaciğere duyduğu aşk gibi sana hissettiklerim, başka birine yerleşemiyorum!
21. yy duysana beni!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder