Say ki bir salıncak,
Bir ileri, bir geri...”
Bazıları acıyı bastırmak için dua okur içinden, bazıları şarkı söyler, sabahın beşinde tüm hayatımın fon müziğinin bir ezan sesi olabileceği aklımın ucundan geçmezdi…
Kafam biraz bulanık, en çok sana inanmak istiyorum, mümkün görünmüyor, en doğru yalanı seçiyorum ben de, o da ojelerime uymuyor, dolu dolmuyor, boş-veremiyorum!
Aynı grubun farklı şarkılarını seviyoruz, ben hayal kırıklığından bahsediyorum, sen ruhlar sokağında geziyorsun! Kalbim diş ağrısı çekiyor, rakı basıyorum kalbime, elimde bir büyük. Sırf sana yakın olabilmek için senin sevdiğin şarkıları açıyorum ardı ardına, sonunun nereye çıkacağını bilemediğim bir labirent gibisin, kayboldum, kayboldun diyorum kendime, en kısık sesimle, en küçük harflerle, sen de kimseye söyleme şşşşşşşşşşşşşş…
“ Aman abi kaçalım şahit yazarlar” cümlesinde geçen şahit ile “tüm gençliğimin şahididir o” cümlesindeki şahit aynı kostümle mi dolaşır, yoksa tüm tanıklıklar insanın ayağına mı dolaşır?
“I can feel death, can see its beady eyes” diyor Tom Yorke, mümkün elbette, mümkün olmayan tek şey kazımak, üzerimize yapışan parmak izlerini…
Kaybettiğim yaşama isteğimi bulan kişi, rica ederim onu bana geri ver!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder