17 Eylül 2011 Cumartesi

NE DİYORDU TOM YORKE: BİR GÜN KANATLARIM ÇIKACAK!

Bembeyaz bir kâğıda hayallerimizi yazalım, yazdık mı? Tamam, şimdi çöpe atalım! Biri üzerine kahve dökmeden, müsvedde etmeden, yırtıp atmadan, ezmeden…
Kan kaybı başlamışsa geri dönüş zor olur, kanayarak devam edemezsin yola, acıya dayanamayacağından değil, izleri takip eder akbabalar, en iyi onlar alır kan kokusunu sonra da parçalarlar. Nereden gelmiştik akbabalara? Bembeyaz bir kâğıda hayallerimizi yazmıştık değil mi? İşte tam da buydu söylemeye çalıştığım, diğer paragrafa geçebiliriz…

Bazı erkekler bir ss subayı kadar duygusal olabiliyor maalesef ve bizler nedense toplama kampında, bezden bebeğine sarılmış küçük bir kız çocuğu gibi titriyoruz karşılarında, burnumuzu çekerek, iç çekerek…
Toplama kampından kaçılabilir mi?
Bir insan toplama kampından sağ çıkabilir mi?
Toplama kampından kaçılsa bile artık aynı kişi olunabilir mi?

Sylvia Ted’i seviyordu, onun için yazmaya ara verecek kadar, kendisi de yazacakken onun yazılarını temize çekecek kadar, ondan iki çocuk doğuracak kadar…
Ted, bencildi, kendi konforu, kendi zevkleri, kendi, kendi, kendi…
Durduğu yer dünyanın merkeziydi, en kötüsü Sylvia içinde böyleydi!

Sylvia ölürken hala Ted’in karısıydı (bürokratik işlemler yüzünden), kafasını fırından çıkardığında ise kimsenin karısı değildi!  

Aynanın karşısında oturup yalnızlıktan kurtulabilir insan, kalabalıktan hoşlananlara aynayı kırmalarını tavsiye ederim, böylece yeterli sayıya ulaşabilir insan!
Ve hatta öyle ki o iğrendiğiniz kalabalığa ne isterseniz söyletebilir, ne isterseniz yaptırabilirsiniz, eğer bir ss subayı değilse aksiniz!

Ne diyordu Tom Yorke: Bir gün kanatlarım çıkacak!
Sırt ağrılarım öyle arttı ki, kanatlarımın çıkacağı gün yaklaştı diyorum kendime, az kaldı, çok az…
Hepimiz kanatlarımızın çıkmasını bekliyoruz, öyleyse kanatlarımız çıktığı gün nereye uçacağımızı da hesap etmeliyiz, kanatlar çıkar ama nereye gideceğimizi bilmiyorsak yere yapışabiliriz!

Artık ne istediğimi biliyorum! Bayan Woolf kadar iyi olmasa da ayakta, yürürken yazabiliyorum!
Sert geçeceğini biliyordum bu kışın, o da biliyor olmalı, ayazın yanında bir parça güneş bahşeden Herr Tanrı, seninle bir süre konuşmayacağım!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder