Kırmızı bir öfkenin insana yaptırmayacağı şey yok bir de tarçın-portakal-tekila üçlüsünün…
Ayna kırmak hala uğursuzluk mu sayılıyor? Karşındakinin kafasını ya da kalbini kırmamak için gitmiş ayna kırmışsın nesi uğursuzluk bunun?
Aynalar kadar inatçı kalpler tanıyorum, birini kendimde taşıyorum, taşıyorum, dolup taşıyorum ama artık gözyaşı yok…
Massive Attack kime sesleniyor?
Dürüstlüğün tanımını yapabilir misin?
Bu elbise ruh haline hiç yakışmamış şekerim!
Gözaltı torbalarında neler taşıyorsun?
Gözaltında işkence olur mu?
Olmadık yerde, olmadık kişinin yanında gözaltında biriken yaşlar seni utandırabilir ve evet gözaltında işkence olabilir!
Düştüğüm yerden kalkarken akordumu değiştirdim, sert değil belki ama daha kalın çıkıyor sesim, kendi sesimden ürküp annemin fotoğrafına saklandım, herkes annesinde aklanır öyle değil mi?
Massive Attack’ın yapmamı söylediği şeyi yapmamak için bir mazeret bulamıyorum ama yapmak için de gücüm yok, gençlik kapıyı çarpmadan çıkıyor hayatımızdan, sonradan fark ediyoruz gittiğini ne yazık ki…
Bazı şarkılar gençliğe yakışıyor sanırım ve biliyor musun Massive Attack şu an bana çok yakışıyor!
Lord Henry’i hatırlayanınız var mı Dorian’ın hedonist yol göstericisini? Sevgili Lord Henry, bildiklerinizi uygulamaya korkuyordunuz değil mi? Dorian’ı seviyor muydunuz sahi?
Lord Henry’nin parmağı yok muydu sanki,
Dorian adlı güzel portrede?
Rembrandt ne arıyordu yüzlerde?
Cohen F.nin yüzleri düzmeyi bıraktığını söylüyordu, yüzlerce yüz, yüzlerce…
Elimdeki kısa metrajlı senaryo ile ne yapacağımı bilmiyorum, yeterli malzemem olsaydı uzun metraj çalışırdım, uzun metraj için sana ihtiyacım var, sana, sana!
3 boyutlu bir işkence bu darmadağın eden beni…
Azıcık derinliğin olsaydı anlayabilirdin belki, uzunluğun, genişliğin tamam da ne yapacağız derinliği?
Ama üzgünüm boyut kazandıramam sana, sen yine masa örtüsünden çiçekler topla bana, kara kaplının içinde kurutabileceğim…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder